SON DÜŞÜNCELER

Özgün Düşünce

Duygular yoğunlaşır. Sana doğru yaydığı hisleri hissedersin. Onun parçalarını yüreğinde ve zihninde görürsün. Karşındaki insanın hislerini de kendi hislerin gibi görüntülere çevirirsin.

Onun sözlerine, ses tonuna, bakışlarına, gözlerine, hareketlerine maruz kaldıkça içini görmeye başlarsın.

Gerçek hayatta hiç görüşmemiş ve yıllardır yalnızca yazı, ses ve görüntü yoluyla iletişim kurmuş olsanız bile gönül bağı oluşur, beyinler senkronize olur, aynı dil konuşulur. Bu onun ruhunu, iç dünyasını, özünü görmek için yeterlidir. Hatta hiç görüşmeden yazarak iletişim kuran iki bireyin bağı daha derin, daha kuvvetli, daha sanatsal olabilir. çünkü orada materyalizm yoktur.

O özde güzelliği, iyiliği, bilgeliği, saygıyı, sevgiyi görmek mümkündür. O öz ki güzel bir ruhun kapısını açar. Ve ben çiçek gibi, aydınlık, berrak, duru, çok güzel ruhlar gördüğüm kadar çirkin ve kötü ruhlar da gördüm.

Bir insanın özünü görmek, ama basit bir davranışın veya basit bir sözün izdüşümü değil; içe, ruha, kalbe yönelik bir özü görmek ve o özün sahibini yaşam boyu hayat arkadaşı edinmek az insanın başına gelebilecek güzel bir şeydir.

Özgün Düşünce

Sigmund freud, bugün bilim çevrelerince çok da dikkate alınmasa da, kendisine hem saygı duyuyorum, hem de sempati besliyorum.

Bir şeyin bilimsel olması için deney ve gözlem yoluna ihtiyaç vardır. Oysaki psikoloji gibi bireysel, ruhsal, zihinsel ve içsel bir bilim dalında bu pek de işe yaramaz. Bu yüzden psikiyatristler bilimin bir parçası sayılırken psikologlara şüpheyle bakılır.

Lakin freud psikolojide devrim yaparken kendi aklının ekmeğini yemiştir. Kendi kişisel düşünce ve fikirlerini bilim dünyasına kabul ettirmiştir. Tespit yapmış ve bunu kitaplarında detaylı bir şekilde işlemiştir. Bu minvalde freud bilimde tektir. Düşünce ve fikirlerin bilgiyle yoğun bir ilişkisi vardır. Ve bu dünyada ilk bilgi insan zihninden çıkmıştır. Freud da psikoloji bilimine dair bilimsel bilgileri kendi zihninden, kendi aklından çıkarıp ortaya koymuştur. Zeki olduğu kuşku yok ki gerçek. Yoksa bu kadar ince ve çözümlemesi zor tespitlerin adamı olamazdı.

Özgün Düşünce

Belli bir amaç çerçevesinde kitap okuyanlara saygı duyuyorum. çünkü bu kendi eksikliğine tanı koyup çözüm üretmeye giden bir yoldur. Ve çoğu insan da kitap okumaya ihtiyaç duyar.

Lakin, bazı insanlar vardır ki onlar doğuştan gelen bir yetkinlikle doğarlar. Düşünmeyi evi bellerler ve hakikate, iyiye, doğruya, güzele, gerçeğe düşünme, sorgulama, şüphe duyma, merak etme yoluyla ulaşırlar. Düşünce ve fikir üretirler. Düşünme yetisi bunları bulma, bunlara ulaşma yolunda bir pusuladır. Düşünmek kitaplardan daha iyi bir anlama ve kavrama yoludur.

Bütün kitapların da düşünce ürünü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Düşünmek, ama dertlerini, sıkıntılarını, sorunlarını değil; hayatı, insanı, duyguları, ruhu, fiziksel ve bilimsel yasaları, doğayı, doğa kanunlarını düşünmek ve akabinde bunları özümsemek gerçek bir canlılıktır. İnsan beyninden çıkmış düşünceler insanın kendisine aittir. Oysa kitaplar yabancı düşünceleri beyne tıka basa doldurmaktadır.

Burada kitap okumayı eleştirdiğim düşünülmesin. Sadece düşünmek kitap da dahil bilgeliğe giden yolda her şeyden daha iyi bir yoldur. İnsanın kendi düşüncelerinin olmasından, kendine ait düşünce ve fikirlerinin olmasından, kendi aklının ekmeğini yiyerek düşünmesin ve sonucunda hakikate, doğruya, gerçeğe, iyiye, güzele ulaşmasından daha mutluluk verici ne olabilir?

Özgün Düşünce

Gerçekten yüksek zekaya sahip bir erkek sefil bir haldedir. Karşısındaki insanı böyle genelgeçer eğlence anlayışıyla eğlendiremez, ağzı laf yapmaz, çok konuşup boş konuşmaz. Zekanın en büyük göstergesi düşünmektir. Hayatta kalma becerilerinin olması değil. çevremde ne kadar zeki erkek gördüysem çoğunlukla yalnız insanlar oldular. çünkü sizin beklentiniz her zaman zeka adı altında eğlendiren, hayatta kalan ve çevresini de hayatta tutan, kaynak sağlayan, zekasını materyal düzlemde paraya çevirebilen, becerikli, sosyal ve pratik zekası yüksek insandı.

Oysa sevgili kadın arkadaşım, gerçek zeka insanı sefil bir hale sokar. O düşünmekten ve içine yönelmekten dışarıya ve dış dünyaya vakit bulamaz. Genellikle başarısız ve depresif bir haldedirler. Başarılı erkekle zeki erkeği karıştırıyorsunuz. Sosyalleşmek insanı vasatlığa sürükler. İnsan sosyalleştikçe derinliği azalır. Zeki insan içsel keşif ve içsel yoculuk halinde olan, içine yönelmiş, kendisiyle zaman geçirmeyi seven, donanımlı, bilinçli insanlardır. Bilinçli insan sizin kafanızdaki normlara uygun olmayan adamdır.

Sizin beklentiniz başka, zeki bir insanın bir ilişkide sunabileceği şeyler başka. O, kendisine uygun bir kızla ilişki içinde olduğunda gerçekten eğlendirir, ancak sizi sizin kafanızdaki şekillerde eğlendiremez. çünkü siz açıkça içi boş şekillerde eğlence arıyorsunuz. Düşlediğiniz gelecek materyalist bir gelecek.

Zeki arkadaşlarımın çoğu yalnız. Ve siz erkeklerden o kadar çok ilgi görüyorsunuz ki zeki bir erkeği tanımak bile istemiyorsunuz. İstenen...

Özgün Düşünce

Dünyada herkesin bir ahlak anlayışı, dünyaya bakışı, hayat görüşü vardır. Bazı insanların ise öz saygı, öz sevgi ve öz değerleri toplumun genelinin çok yukarısındadır. Hayatını bu üç manevi duyguyla onurlu bir şekilde devam ettiren insanlar vardır. Bu insanların onuru, değerleri, sevdikleri, düşünceleri vardır. Ahlak anlayışları son derece gelişmiştir. Toplumun genelinin sahip olduğu eğlence anlayışına sahip değillerdir. Hayalleri vardır ve idealist insanlardır. İşte bu insanlar, her erkeği elde ederim düşüncesinde, kibirli, değerini kadın olmasına borçlu, sosyalleşmekten, alışveriş ve makyaj yapmaktan, gezmekten başka bir hobisi olmayan, hiç zorluk ve fakirlik görmemiş, burnu havada toy kadınları hemen fark ederler ve onlar ne kadar güzel olurlarsa olsunlar peşlerinden diğer abaza erkekler gibi gitmezler. Bu kadınların hem bu erkekleri elde etmek gibi bir niyeti yoktur, hem erkek böyle bir kadının peşinden gitmeyecek kadar öz saygıya sahiptir, hem de kadın bu erkeğin peşinden gitse de, derinliği, ahlak anlayışı, zeka seviyesi onun kadar gelişmiş olmadığı için bu erkek tarafından reddedilir. Ayrıca kadın çevresindeki kalitesiz erkeklerden gördüğü bunaltıcı ilgiden dolayı kafasını kaldırıp bu nitelikli erkeğin niteliğini fark edemez. Bunun için çaba harcamaz. Onunla ilgilenen, onun sorumluluğunu almak isteyen, ona prenses gibi davranan erkekler varken gerek duymaz. Kadınların çoğu da bu yüzden elde etmeye uğraşmaz. Elde edilir. Ama dediğim...

Özgün Düşünce

Her öğrenciye her şeyin öğretildiği bir sistem olmamalıdır. İleri derecede matematik, biyoloji, kimya, fizik, müzik, türk edebiyatı, felsefe gibi dersler herkese öğretilmez.

Bir eğitim ve öğretimin en büyük amacı, çocuklara ahlak, değerleri, iyiliği, insanlığı, anlayışlı ve sabırlı olmayı, kreatif düşünmeyi, sorgulamayı öğretmektir. Ayrıca bilgi güçtür. Ne kadar çok efektif bilgi o kadar derinlikli, görgülü, anlayışlı, farkındalık sahibi, entelektüel insanlar meydana getirir. Fakat bunun yolu hayatta hiçbir işe yaramayacak, kişiyi daha iyi ve daha ahlaklı bir hale getirmeyecek ezber bilgiler, ezber dersler değildir.

Henüz okul çağı gelmeden çocukların evlerine gidilmeli. Bu çocukların neye eğilimi, neye yeteneği, neye potansiyeli olduğu belirlenmeli. Herkesin farklı konulara ilgisi olabilir. örneğin bir çocuk piyano çalmak istiyor. Ve piyanoyu güzel de çalıyor. Bu konuda bir yeteneği oluşabilir. Sadece müzik alanında eğitim veren okullar inşa edilmeli, ve müziğe yeteneği olan çocuk bu okula gönderilmeli. Müziğin yanı sıra temel düzeyde matematik, dilini iyi bilmesi için ileri düzeyde türkçe, ahlak ve görgü eğitimi, kreatif düşünmeye sevk eden öğrenim, entelektüelite için edebiyat tarihi, tarih konusunda cahil kalmaması için tarih, evrensel dili anlaması için ingilizce, hatta birden fazla dil için arapça, farsça, çince, ispanyolca gibi eğitimler de verilir. İleri düzey matematik, fizik, kimya ve benzeri gibi dersler verilmez. Ancak temelde verilecek ders...

Özgün Düşünce

Beyni ve kalbi gelişmiş, hassas, insanların duygularına ve acılarına, hayvanlara ve çevreye duyarlı, varoluşsal acılar çekmeye ve depresyona eğilimli, ruhu güzel insanların hissettiği bir duygudur. Bu dünyaya ve çağa ait hissedemezler. Bu devrin ve bu toplumun insanı değildirler. Problem aidiyetsizlik değildir. Kişi kendini onuruna, değerlerine, yüksek ahlak anlayışına, maneviyatına, ailesine ve başka münevver şeylere ait hissedebilir. çok üstün bir ahlak anlayışına ve yüksek zeka seviyesine sahip olmasından gelen bir uyumsuzluk söz konusudur. Kişi ne kadar çok denerse denesin topluma, dünyaya, onların basit ahlakına, derinliksiz aklına, çarpık ve yozlaşmış sistemlerine adapte olamaz. Onun derin anlayışında, çok katmanlı aklında ve karmaşık zekasında kaybolmak mümkündür. Elbette bu insanların çok sevdiği, değer verdiği, saygı duyduğu, taktir edilmesi gereken nitelikli insanların var olduğunu, hatta kendini dünyaya, çağa, topluma, devire ait hissetmeyen başka insanların da olduğunu bilir. örneğin sosyalleşmezler. Sosyalleşme yetenekleri yoktur. Sosyal zekaları düşüktür. Ve fakat sosyalleşmenin derin, nitelikli ve münevver şeylerin önünde bir engel olduğunu bilirler. Onlar sosyalleşmek yerine eve kapanmak zorunda kalırlar. Düşünürler, sorgularlar, şüphe ederler. Sanatla, bilimle, felsefeyle ilgilenirler. Araştırırlar, okurlar, bilgi edinirler. Derinlikli şeylerin peşinden giderler. Onları sosyalleşmekten alıkoyan şey ahlaki kapasiteleri, yüksek zekaları, engin bilinçleri, güzel ruhları, sürekli çalışan zihinleri, güzel kalpleridir. Sosyalleşmenin insanı kirleten, insanın derin ve karmaşık düşünmesine...

Özgün Düşünce

Lisede tarih öğretmeni osmanlı devleti'ni anlatırken, ona, "osmanlı'da en sevdiğiniz padişah kim?" diye sordum. O da osman bey dedi. Sanki normal olan buymuş, osmanlı'yı seven herkesin en çok sevmesi gereken padişah osman bey'miş çünkü büyük bir devleti kurmuş gibi bir ses tonuyla, soruma şaşırır gibi. Bir düşününce aslında osmanlı devleti'nin en iyi padişahı osman bey'dir. Babasından aldığı beyliği devlet haline getirmiş, dünyaya yüzyıllarca adaletle hükmedecek bir devletin temelini çok sağlam, çok iyi, çok nitelikli bir şekilde atmıştır. Bir çok oyunlar kurmuş, beyliğine, devletine ve kendisine kurulan oyunları tek tek bozmuştur. Hatta "oyun içinde oyun" diye rivayet edilen bir söz söylemiştir. Zeki, akıllı, adaletli, liyakatli, oyun kurucu, oyun bozan bir adam.

Özgün Düşünce

Onun ruhunun kalbinizde ve zihninizde olması. Sanki gözlerinizle görüyormuş gibi yakınınızda olması. Binlerce kilometre uzaklık da olsa bir el yakınlığındaymış gibi hissetmek. Duyduğunuz sevgiyle onunla bir bütün olmak. Hiçbir şey güzel bir ruhu hissetmek kadar güzel değildir.

Özgün Düşünce

Dostoyevski ve sigmund freud, psikoloji bilimine dünyada en çok katkı yapmış iki yazar. Dostoyevski her ne kadar edebiyat alanında eserler vermiş olsa da, psikolojiyi mükemmel bir şekilde beslemiştir. Henüz ortada psikoloji diye bir bilim dalı yokken yazmıştır kitaplarının çoğunu. İnsanı en iyi anlatan yazardır. İnsanın iç dünyasını harika anlatır. Sanki dostoyevski bütün insanları tanıyormuş da, herkesin içini yazıya döker.

Dostoyevski, insana dair en iyi ve en derin tespitlerin sahibidir. Bugün bilim dostoyevski'nin söylemlerinin aksini ispat edememektedir. Hiçbir bilimsel metota, deneye ve deneme yanılma yoluna başvurmamasına rağmen gerçekçi bir şekilde resmetmiştir insanı. On yıllardır psikoloji bilimiyle iç içe bir insan olan psikoloji dalında beni dostoyevski kadar etkileyen biri olmamıştır. Yeraltından notlar ve karamazov kardeşler tam bir şaheserdir. Diyebilirsiniz ki dostoyevski sadece edebi ürünler vermiştir, psikoloji ya da bilim ile bir alakası yoktur. Dostoyevski tam olarak edebiyat ve bilim dalını (psikolojiyi) birleştirmiştir. Hem de ortada henüz psikoloji diye bir bilim dalı yokken. Kim dostoyevski'nin psikolojiye olan katkılarını yok sayabilir ki? hatta gerçekçi olmak için şunu da net bir şekilde söylemem gerekiyor ki: dostoyevski, freud'dan da daha iyi bir psikologdur.

Stefan zweig: dostoyevski psikologların psikoloğudur. Dostoyevski bilinçdışının yeraltı dünyasına doktorlardan, hukukçulardan, suç uzmanlarından ve psikopatlardan daha derin bir şekilde sokulmuştur.

Sigmund freud: yaratıcı...

Özgün Düşünce

Sosyalleşmek, dışarı çıkmak, sürekli kafeye gitmek, bara ve cluba gitmek, alkol içmek, seks yapmak ve bunlarla övünmek, herhangi bir derinliğe sahip olmayan, ortalama zekaya sahip, yüzeysel ve sığ, donanımsız insanların başarılı olduğu konulardır. Zeki, donanımlı, derinlikli, kendini iyi tanıyan, zihinsel ve duygusal olarak yetenekli insanlar çok sosyalleşmezler ve çoğunluğun sahip olduğu istek ve hobilere sahip değillerdir. Ortalama insanı mutlu eden basitlikleri yapan insanlara kızmıyorum ama benim ilgilendiğim şeyler değil ve bunlar herhangi bir övgüyü hak etmiyor.

Eve kapanıp düşünmek, sorgulamak, şüphe duymak üst düzey insanların hayatıdır.

Özgün Düşünce

Ben küçük bir çocukken, ne zaman anneme, bana yapılan bir haksızlıktan, kötülükten bahsetsem, annem bana, "kötüyle kötü olma, yoksa ondan ne farkın kalır" derdi. Bu ve daha pek çok düstur ile büyüdüm.

Annem sokrates ya da aristo gibi kadındı. Hayatımı ondan öğrendiğim şeyler neticesinde yaşadım.

Özgün Düşünce

Oyun oynayan insanların onlarca hayatı olur. çünkü oyun oynayanlar onlarca farklı karaktere bürünür, onlarca farklı hayatı yaşar. 1 hayatla onlarca farklı hayatı deneyimler. Kimi zaman call of duty'de soap mactavish olup captain price ile görevden göreve koşar, kimi zaman soma'da simon jarret olup insanlığı kurtarmaya çalışır, kimi zaman the walking dead'de lee olup clementine'ı korur, kimi zaman batman: arkham city'de batman olup gotham şehrini kurtarır, kimi zaman l.a. Noire'de cole phelps olup dava çözer, kimi zaman mafia ii'de vito scaletta olup maceradan maceraya atlar. Bu böyle gider. Farklı hayatlar yaşar oyuncular. Her hayatta farklı bir hayatı deneyimler. Kimi zaman 2. Dünya savaşı'nda, kimi zaman 1960'larda, kimi zaman 14. Yüzyılda, kimi zaman abd'de, kimi zaman paris'te, kimi zaman londra'da, kimi zaman uzak doğuda, kim zaman avrupa'da, kimi zaman ortadoğu'da. Oyuncu olmak demek, onlarca farklı hayatı yaşamak demek...

Özgün Düşünce

Sapyoseksüel; karşı cinsin entelektüelitesine, bilgi dağarcığına, kelime haznesine, her şeyi araştırmasına, kitap okumasına, belgesel ve film izlemesine ve benzeri entelektüel bir etkileşim içinde olana vurulan kişi değildir. Sapyoseksüel; çok düşünen, düşünce ve fikir üreten, analiz yapan, tespit ve çıkarımlarda bulunan, empati yapan, insanları kolayca tanıyan, söyleyecek anlamlı şeyleri olan, bir konuşma esnasında derinleşebilen, derin, değerli şeylerin peşinden giden, öz saygısı yüksek, sorunlara tanı koyup çözümler üreten, yeni şeyler söyleyebilen, içgörü sahibi, içsel keşif yapabilen, hazır bilgiyi kitaplardan veya internetten tüketmek yerine kendi aklını kullanarak bilgi üreten insana vurulur.

Yani şunu söylemek istiyorum: sapyoseksüel kendi aklının ekmeğini yiyerek bir şeyler üreteni sever. Bu düşünce olabilir, fikir olabilir, kitap olabilir, kısa film olabilir, yazmak olabilir, derin diyaloglar olabilir. Entelektüel; beyni gelişmiş zeki insanların ürettiği şeyleri tüketerek zihnini geliştirir, zeki insanlar entelektüeller için, toplum için, herkes için belli bir klasmanın üzerinde şeyler ortaya koyar. Ve sapyoseksüel aradaki farkı bilip entelektüele değil zeki olana yönelir.

Beyni gelişmiş insanın gözle görülür bir şeyler üretmesine de gerek yok. O zaten zihninde daima bir şeyler üretmektedir. Sapyoseksüel insan karşı cinste bunu anlar. Onun sözlerinden, ses tonundan, bakışlarından, gözlerinden, yüz ifadesinden vs bir şekilde anlar. çünkü sapyoseksüellerin de beyni gelişmiştir.

Farkları bilelim, tanımları iyi yapalım.

Özgün Düşünce

Bir şeyler için emek veriyorsun. Bir ilişki, arkadaşlık, bağ için. Aklını henüz kaybetmemiş, iyimserliğini korumuş, insanlara sevgi besleyen gerçek insanlar tanıyorsun. Bu insanları hayatına alıyorsun. Derin ve güçlü bir bağ oluşturuyorsun. Bunları ilmek ilmek işliyorsun. Onun kalbinde ve beyninde yer ediniyorsun. Sana saygı duyuyor. Bir insanın size saygı duymasını sağlamak zordur. Bunu başarıyorsun. Derin ve anlamlı diyaloglar kuruyor, onun seni kendi dünyasına dahil etmesini sağlıyorsun. Ona, gerçekten, ama gerçek anlamda iyi geliyorsun. Seni içten gelen bir sevgiyle seviyor. Ve tüm bunlar ruhunu minimum seviyede kirletmiş, temiz bir akla sahip bir insanın size karşı olan duygu ve düşünceleri oluyor. Onun yalnızlığını berrak bir huzura buluyorsun. öğretiyorsun, öğreniyorsun. Arkadaşın, dostun, sevgilin, eşin oluyor onlar. Hayatına bir yerden giriyor. Gerçekten nitelikli bireylerin, yozlaşmış dünyada kendini muhafaza edebilmişlerin dünyasında yer edinmek bir başarı değil midir? donanımlı kişilerin dostluğunu kazanmak, kişinin kendini tanımlarken, "hem ben böyle bir kişinin dünyasında yer ediniyorum, hem o. Ve o benim dostum!" demek basitlik mi?

Özgün Düşünce

Bir insan için en faydalı eğitimin psikoloji üzerine olduğunu düşünüyorum. İnsanları, onların duygularını, hislerini, düşüncelerini, motivasyonlarını, potansiyellerini, eğilimlerini anlamak. Bu hayatta insandan daha önemli çok az şey var. İnsana dair doğruları ve gerçekleri de psikoloji bilimi sayesinde anlıyoruz. İnsan sarrafı, psikolog gibi ünvanlar çok değerlidir. İnsanı anlamak, empati yapmak, anlayışlı olmak, insanın tabiatını bilmek, davranışlarının arkasında yatan duygu ve düşünceleri bilmek değerlidir. Bu yüzden psikoloji her yaştan insan için önemlidir.

Toplumu anlamak da önemli bir amaç olabilir ve değerlidir. Eğer toplumu anlarsak toplumun sorunlarına tanılar koyup çözümler üretebilir, daha iyi, daha değerli, daha münevver bir toplum meydana getirebiliriz. Hem sosyoloji, psikoloji ile bağlantılıdır. Birinde bireysel bir inceleme, diğerinde toplumsal bir inceleme söz konusudur.

Bir de sinirbilim (nöropsikoloji).

Özgün Düşünce

İnsan diğer bütün insanlarla beyin ve kalp aracılığıyla senkronizasyon halindedir. Biriyle yakınlaştıkça, senkronizasyon artar. İnsan, senkronizasyonunun olmadığı insanlarla uyumsuz olur. Sevdiğiniz bir insanla yanyana yürürken uyum içerisindesinizdir. Konuşurken, bakışırken, birlikte yürürken, bir şey verirken, mesajlaşırken, arada binlerce kilometre olsa da senkronizasyon vardır. Yani iki insan daima senkronizasyon içindedir. Yakınlaştıkça artar.

Senkronizasyonsuzluk, anlaşamamak, uyum içinde olamamaktır. Beyin karşıya gerekli duygu, düşünce ve kararları gönderemediğinde oluşur. Senkronizasyon çok hızlıdır. Neredeyse sizin düşüncelerinizden bile hızlıdır. Hissettiğiniz ve düşündüğünüz anda karşıya yollar ve karşı taraf bilinçsizce buna uygun davranır. En iyi ikililer, en iyi senkronizasyona sahip olanlardır. Bir insanla iyi bir senkronizasyona sahip olmanız için aynı düşüncelere sahip olmanız gerekmez. Beynin uyumluluğu, beynin birbirini tamamlaması önemlidir. İnsan, beyinlerarası bir şekilde başka bir insanla her daim senkronizasyon içindedir. Bu internete bağlanmak için doğru kabloyu modeme takmak gibi bir şey. İki insanın beyindeki milyonlarca kablo, karşı tarafa bağlanır. Böylelikle harika bir senkronizasyon ortaya çıkar. İnsan bu senkronizasyonu anlayamaz, onu fark edebilecek bilince sahip değildir. Ancak bu senkronizasyon olmasaydı insanlar birbirleriyle anlaşamazdı. Ben bunları önceden düşünmüştüm. Bununla ilgili bir yazı ya da makale okumamıştım. Böyle bir düşünceye sahiptim. Sonra bununla ilgili yazılar olduğunu gördüm.

Bununla ilgili bir makale:

https://www.bilimavcisi.com/post/ara%C5%9Ft%C4%B1rmac%C4%B1lar-etkile%C5%9Fim-halindeki-i%CC%87nsanlar%C4%B1n-beyinlerinin-senkronize-oldu%C4%9Funu-g%C3%B6sterdi

Özgün Düşünce

Beyin, halen gizemini koruyan bir organ. Hakkında bilmediğimiz çok şey var. Herkesin tahmin edebileceği üzere kalp ve duygular da beyin sayesinde vardır. üzüldüğümüzde, kızdığımızda, mutlu olduğumuzda, korktuğumuzda oluşan duygular beyinde oluşur. Benim bahsini açmak istediğim, anlatmak istediğim şey beyinlerarası veri alış verişi, beyinlerin duygusal ve düşünsel anlamda birbirlerine bağlanmalarıdır. Daha önce beyinlerarası alışveriş ve insanoğlunun birbirleriyle senkronize olması konusunda yazılmış yazılar görmüştüm. Ancak benim anlatacağım şeyle ilgili detaylı bir yazı, analiz, makale ya da deneme görmedim.

Telepati denilen bir şey var. Beyinlerarası düşünce alışverişi, düşünce gönderimi. Bunun gerçek olduğuna %100 eminim. Konu beyinlerin duygusal ve düşünsel olarak veri alışverişi yapması, birbirlerine bağlanması, senkronizasyon halinde olmasıdır.

Bir insan sevdiği başka bir insan ile konuşurken beyin karşı tarafın beyniyle veri alışverişi yapmaya başlıyor. Bağlantıya geçiyor. Beyinde bir alıcı bir de verici var. Sevilen insanla vakit geçirdikçe onun duygularını, sevgisini, ruhunu hissetmeye başlıyor insan. En çok da ruh depolanıyor beyinde. Sevdiğiniz insanın olmadığı bir ortamda onun adı geçtiğinde onu sadece adıyla değil, bir anlığına ruhuyla düşünüp hissediyorsunuz. Bu da, beyindeki alıcı ve vericiler sayesinde oluyor.

Beyinde bağlantı gönderilen kancalar ve bağlantı alınan delikler var. İnsan, yabancı bir insanla ilk tanıştığında, onunla konuştukça karşı tarafın alıcısına, beynindeki boşluklara kendi duygularını, hislerini, ruhunu göndermeye başlıyor....

Özgün Aforizma

Kardeşim, şu sözlerimi iyi işit: insan gerçeğin son sözüne geldiğinde birden söylemek istediği bir yığın şey oluyor. O son anda söylenilenler genelde söylenmek istenenler olmuyor. Bir adamın söylemek istedikleriyle bir kadının söylemek istekleri apayrı dünyadır. Kadınlar genellikle ya istediklerini söyleyebiliyorlar ya da gerçekten söylemek istemedikleri için söylemiyorlar. Ama durum erkeğe geldiğinde söylenilmemiş bir yığın şey oluyor. İki erkek arkadaşlar, ne kadar sıkı ve samimi olurlarsa olsunlar asla sarılmazlar. Erkekle kadın, kadınla kadın ve cinsiyet ne olursa olsun aynı kan bağını taşıyanlar sarılırlar birbirleriyle. Kan bağında bile sarılmayan insanlar görebilirsiniz. En çok da baba-oğul arasında yaşanır bu durum. Baba-oğul ilişkisi belki de dünyadaki en görünmeyen ama en sağlam ilişkidir. Hissiyatlar çoğunlukla karşı tarafa aktarılmaz ama bu durumda garip bir şekilde birbirlerine duydukları saygı ve sevgiyi ikiside hisseder. Bence olması gereken de budur. Kim olursa olsun, iki sıkı ve samimi insan birbirlerine arasındaki samimiyet hakkında konuşmamalılar. O sadece anda ve hissiyatta kalmalı. Samimiyet olgusunu abartmamalı insan, olduğu gibi olmalı. Davranışlar birbirine saygı duyacak şekilde olmalı ama sevgi kabul edilemez. Evet, kan bağı dışında sevgini belli edecek hiçbir şey yapmamalı iki arkadaş. Eğer öyle olursa arkadaşlık zarar görür. Dostluğun verdiği içtenlik yok olur. Dostluğun içtenliğini kaybetmek demek önemsediğin dostuna verdiğin değerin azalması demek....

Özgün Düşünce

Yüksek öz saygıya sahip, empati yapma kabiliyeti olan, duygularını, iç güdülerini ve dürtülerini kontrol edebilen, beyni her daim düşüncelerle dolu, problemlere tanı koyup çözümler üreten, otokontrol seviyesi yüksek, kendine ait düşünce ve fikirleri olan, içgörülere sahip, derin bir bilgenin öğrencisi olmak. O bilgenin öğretilerini almak ve edinmek. Bu sayede kendini sevmeyi, derinlikli ve çok katmanlı düşünmeyi, anlayışını arttırmayı, daha ahlaklı ve özgün olmayı öğrenmek. Sana içe dair bir yolculuk yapmayı, kendini daha iyi dinlemeyi, anlamayı ve bilmeyi öğretiyor. Sevmeyi öğretiyor.

Ya da belki de bir bilge olarak insanı ve hayatı öğretmek daha tatmin edici bir şeydir.

Özgün Düşünce

Buluşmak sadece fiziksel dünyada karşı karşıya gelmek, kahve içmek, dokunmak mıdır? yoksa birini her hatırladığımızda, her hayal ettiğimizde, her düşlediğimizde, her düşündüğümüzde buluşmuş olmaz mıyız? kişileri özlemle, sevgiyle, şefkatle düşünmüş olan onunla buluşmuş olmaz mı?

Özgün Düşünce

Gündelik hayatta gündelik insanlar sıklıkla çok düşünmenin, sorgulamanın, irdelemenin, incelemenin iyi bir şey olmadığını söylerler. Bir de 'carpe diem', yani 'anı yaşa' diyenler vardır.

Hayatı pratikte yaşamak eğlenceli bir şey olabilir. Hatta belki böyle insanların ömrü daha uzun sürüyor da olabilir. Belki de hayatı kurcalamak iyi bir şey değildir.

Lakin bütün gerçek bilgeler, düşünürler, dahiler, bilginler hayatı yaşamak yerine onu zihninde evirip çevirerek gerçeğe ve doğruya ulaşmaya çalışmışlardır. Bilinmelidirki düşünmek gerçeğe ve doğruya ulaşmanın en iyi yoludur. Hayatını bu yolda harcamak kaybedilmiş bir hayat değildir.

Kimi insanlar da vardır ki hayatı gerçekten, kesin olarak, tamamen çözdüklerini zannederler. Ve bu insanlar öyle çok konuşurlar ki, susmazlar. Ancak ne demiş lao tzu: "bilen konuşmuyor, konuşan bilmiyor". çünkü bir şeyleri çözmek ve anlamak sessizlik getirir. Hani siz bir ortamda kendinizi ifade etmek için çırpınıyorsunuz ya, konuşmak için, anlatmak için, işte onlar sadece susuyor. Ve akıllı insanlar sessizliğe bürünmüş, suskunluğu evi beklemiş olanların peşinden gidiyor.

Özgün Düşünce

Bir ülkeyi onurlu insanların yönetmesine onurokrasi denir.

Onur bu hayatta en güzel değerlerden biri. Onur insanın bir pusulasıdır. Bir duygudur.

Bir toplumda sözü en çok dinlenen, insanların gıpta ile baktığı, herkesin saygı duyduğu insanlar onurlu insanlar olursa o toplum ve ülkede herkes mutlu olur. çünkü onur, en büyük geçer akçelerden biridir.

Bütün bir hayatını onurunu ve değerlerini yaşatmak ve korumak için adamış bir insanın yönettiği ülkede çiçekler açar ve o çiçekler burcu burcu kokar.

Özgün Düşünce

Kitap okumanın bireyi zaman içinde geliştirebileceği, onu olduğundan daha iyi bir hale getirebileceği, zekasını geliştirebileceği, hatta belki de bir yaştan sonra bilge yapabileceği gibi bir ön kabul var.

Zeka, akıl, bilgelik, derinlik, donanım çoğunlukla insanın doğuştan sahip olduğu şeyler. 5 bin kitap okumak sizi entelektüel yapabilir, ancak bilge yapmaz.

İnsanlar çoğunlukla bir bilgenin kitabını okumayı değil, hoşuna gidebileceği, mutlu olabileceği, eğlenebileceği yazarların kitabını okur. Diğer türlü olsa kahraman tazeoğlu diye bir yazar olmazdı.

Bir bilgeden doğrudan ders almak, en iyi kitabı okumaktan çok daha iyidir. çünkü kitap herkes için yazılmıştır, hatta kitapların %99'u doğrudan ortalama için kaleme alınmıştır. Oysa bir bilge birebirde seni önce tanır, tartar, anlar, bilir ve sonrada her şeyi senin kapasitene göre anlatır sana.

Bir bilgenin öğrencisi olmak, binlerce felsefe kitabı okumaktan daha iyidir. çünkü bir kitap kafaya yabancıdır, bir bilge senin kafana uygun metotta ilerler seninle.

Özgün Düşünce

Belli bir zeka seviyesinin üzerinde olan, yani ileri zekaya sahip bireylerin eğlence anlayışı ortalama kafaların eğlence anlayışından farklıdır. Alışılmışın dışındadır. Nedir genelgeçer eğlence anlayışı? alkol, seks, bar, gece kulübü, televizyon programları, bazı spesifik müzik türleri, sosyalleşmek ve benzeri şeyler. Tabi bu tür bir eğlence anlayışından uzak herkes zekidir anlamı çıkmaz. Bu tür bir eğlence anlayışını benimsemiş herkes zekidir anlamı da çıkmaz.

Zeka üzerine ihtisas, içsel ve dışsal araştırma, keşif, yoğun gözlem yaptığım; ilgimin ve bilgimin olduğu bir alan. Her zeka kendine özgüdür ve spesifik bir davranış bireyin zekasına dair kesin bir şey söylemez. Bir insanda ileri zeka göstergesi olan bir davranış bir başkasında ortalama zeka göstergesi olabilir. Demek istediğim şu: düşünmek zekanın en büyük göstergelerinden biridir lakin her düşünen insan zekidir gibi bir çıkarım doğru olmaz. çünkü biri insana ve hayata dair felsefi, eleştirel, yoğun düşünceler içine girerken bir başkası sorunlarını, dertlerini, acılarını, pişmanlıklarını düşünür.

Lakin her zeka seviyesinden insanın iç dünyasına, zihnine, kapasitesine, akıl ve zekasına, derinliğine dair yıllar süren yoğun bir gözlem yaptığımda gördüklerim zeki insanların çoğunlukla eğlence anlayışının genelgeçer eğlence anlayışından farklı olduğu yönündeydi.

Kendileriyle zaman geçirmek, düşünmek, düşünce ve fikir üretmek, analiz etmek, tespitlerde ve çıkarımlarda bulunmak, okumaktan ziyade kendi akıllarının ekmeğini yemek, zaman zaman zihinsel...

Özgün Aforizma

Biçimsel olarak insanı doğruya ve gerçeğe yönelten aykırı kavramları yaradılış olarak birbirine benzeten evrimsel anektodlar ile yaşamsal bireylere ana hatlarıyla bilişsel yetileri birbirine orantısal bir yolla subjektif değil objektif olarak sunmaktan ve bunları manevi, ahlaki ve insani olarak korelasyon içerisinde karmaşıklaştırıp kümülatif değil bireysel düzlemde kişilerin haklarına saygı duymak mecburiyetinde olmamasının sebebi ortalama insanların genele hükmetmesini engellemekten, doğru ve yanlışın kendi içinde eksikliklerini ortaya koymaktan ve bunları hayatın merkezine uzak tutmaktan, sürekli gözlem halinde olmayı vücudun doğal bir işlevi haline getirmekten geçer.

Özgün Söz

sizin ilhak ettiklerinizle
bizim ilhak ettiklerimiz farklı...
ve farklıdır bir çocuğa göre
ve çoğunluğa göre.
yaşamak bir yetenektir derdi.
arzularımız felakete sürüklermiş
kaybolmuş hatıralarını
severken,
ve nefret ederken dahi
çocuklarımız hak sahibi yarının zamanında
bugünün zamanındaysa,
ardımız canavara dönüştürdü bizi
sizlerse bir melek
üzülmek neye yarar?
saatler üçü gösterdiğinde.
bize yakışanı yapmaktır bizim büyüklüğümüz.
gölgemizse kendimizden küçük.
gerekeni yapmaktan daha insancıl
bize yakışanı yapmak

Özgün Düşünce

Bugün yine, bambaşka bir güne uyandığım vakitteydim. Düşündüm, insan çevresindeki olayları sürekli kendiyle bağdaştırmak istiyor. En azından bazı insanlar böyle. İçindeki boşluğu, kendini bir şeye adayarak, bir düşünceye, kavrama ya da bir esere anlam yükleyerek doldurma ihtiyacında. Kendine uygun olanı alıp yüceltmek aslında kendine değer vermesidir insanın.

Uyku içindeyim. Gözlerim çok uyumaktan ya da hiç uyuyamamaktan kıpkırmızı kesilmiş. Yorgunluğum, uyumaya çalışmakla uyumak arasındaki süreyi azaltmıyor. Sanırım zihni yorgun olan insanlar böyle oluyorlar genelde.

Uyandım. Neye uyandığımı bilmiyorum. En son uyandığımda 20 yaşındaydım. şimdi aradan seneler geçmiş. Yine, yataktan kalkma isteğimin olmadığı bir gün. Uyanır uyanmaz, her zaman olduğu gibi yine sıkılmaya başlıyorum. Kollarımı başımın arkasında birleştirip dakikalarca, bazen saatlerce düşünce seansı gerçekleştiriyorum. çoğunlukla kendimle konuşuyorum. Karşımda biri varmış ve ben de konuştuğumuz konu hakkında "bunun böyle olması" gerekliliğini anlatıyorum. O konuşmuyor. İnsanların bir konuda düşündüklerinin, genel yargıların, genelgeçerlilik olarak gördüklerinin aslında öyle olmadığını anlatıyorum. Gerçek benim söylediklerimde saklı, bunu biliyorum. Hangi insan düşüncelerinin yanlış olduğunu düşünür ki? fakat pek çok kez on dakika önce söylediklerimin yanlış olduğunu kabul ediyorum. Ben bütün gerçekleri biliyorum ama, bu gerçeklerin gerçekliğine emin olamıyorum. Ya eksik, ya yanlış ya da söylenmesi gereken daha çok şey oluyor her zaman. Hep bir şüphe var zihnimde, bu şüpheyi...

Özgün Düşünce

Bir bilgenin öğrencisi olan insan şanslıdır. O doğrudan yaşamın kaynağı olan aklı rehber edinmiş bir öğretmenin öğrencisidir. Kendi iç dünyasına ve ruhuna dair derin içgörü ve keşifler yapmaya olanak sağlayan ve bunun sonucunda kendini hem içsel olarak, hem de dışsal olarak daha iyi tanımasına yardımcı olan bir bilgenin. çünkü onun öğretileri ahlaki ve manevi değerleri kapsar.

Akademik öğretiler ve tıp bilimi fazla düşünmenin (overthinking) negatif bir eylem olduğunu ifade ederken bir bilgenin, öğretmenin, kanaât önderinin ya da düşünürün kanaât ve görüşlerine göre çok düşünmek hayatın, yaşamanın, canlı kalabilmenin göstergesidir. Onlar kitapların bir bölümün düşünce ürünü eserler olduğunu (çünkü bazı kitaplar kötüdür) ve insanlık tarihinin ilk bilgisinin zihinden çıktığını bilirler.

Tıpkı antik yunan zamanında olduğu gibi günümüzde değerli şahsiyetler, yani kendi öğretilerini oluşturmuş olan büyük kafalar, onun yanında bir şeyler öğrenmek, ama gerçek bir şeyler öğrenmek isteyen öğrencilere veya danışanlara bu bireysel öğretilerini aktarırken özgün bir yol seçerler. Salt felsefenin, bilimin ve sanatın nimetlerinden yararlanmak yerine doğayı, yaşamı, insanı, evreni ve benzeri her şeyi kendi aklının süzgecinden geçirip bir anlama bulayarak aktarırlar. çünkü filozoflar, bilim insanları, sanatçılar dönem dönem bundan para kazanmışlardır ve hatta servetini buna borçlu olanları bile vardır, ancak kendi düşünceleriyle ilerleyen, sürekli düşünce halinde olan, düşüncelerini kitap yoluyla...

Özgün Düşünce

İnsanoğlu her şeyin yalnızca duyguyu hissetmek olduğunu anladığı zaman büyüyecek. Sanıyor ki arasındaki arkadaşlığı iyi anlaşmaya borçlu. İyi anlaşmak bir etken, ama insanların samimiyetini belirleyen en büyük şey o kişiyle konuşurken her sohbetten etkilenmektir. Bunu haz almak, iyi hissetmek, bir şeyler öğrenmek takip eder. Hoşuna gitmediği, sıkılmaya başladığı ya da tamamen nötr olduğu sohbeti kimse devam ettirmez. Artık sohbetler bu doğrultuda sıkıcı akıyorsa samimiyet zamanla azalacaktır. Yani, arkadaşım... İnsanoğlu her şeyin yalnızca duyguyu hissetmek olduğunu anladığı zaman büyüyecek. Olumlu hisler beslediğin insanların olumsuz yanlarını görmezsin. Ama olumsuz hisler beslediğin insanların olumlu yanlarında bile olumsuz, yanlış, hata, kötü bir şey ararsın. Böyledir bu. Yalnızca hissetmek. İyi ya da kötü. Bu kadar.

Özgün Düşünce

Sürekli ilişkileriyle ilgili konuşmak, aynı anda 5 tane erkekle flörtleşmek, instagram için yaşamak, sürekli makyaj yapmak, arkadaşlarıyla dedikodu yapmak ve benzeri şeyler yerine, bir erkeğin zihnini merak eden kızdır. çünkü o zihinde özel bir şeyler görmüştür ve onun için cinsel arzu bir erkeğin soyut ve kocaman bir dünya olan zihne merak duymasıyla başlar.

Sessiz ve sakince karşısındaki erkeğin sözcüklerine dikkat kesilir. Onun zihnini dikkatle inceler. Düşüncelerini, aklını, zekasını inceler. Orada herkeste olmayan şeyler görür, ancak tam olarak kavrayamaz. çünkü o zihin çözülemeyecek kadar derin ve katmanlıdır.

Özgün Düşünce

Zeki insanlar sefil bir haldedir. Evden dışarı çıkmazlar. Sosyal değildirler. Sosyal zekaları düşüktür. Arkadaşları yoktur. Yalnızdırlar. İçsel olarak aptal taklidi yapamadıkları için çalışamazlar. çalışabilmek için, sosyal olmak için, arkadaş edinmek için adapte olmak gereklidir ve zeki insanlar ne çevreyi kendilerine adapte edebilirler, ne de adapte olabilirler. çalışmaya uygun değildirler çünkü bilinçleri, farkındalıkları, zekaları, akılları, zihinleri, kalpleri kısacası zihinsel ve duygusal olarak çalışmak için uygun değildir. Fakirlerdir çünkü paranın gereksiz ve boş olduğunu bilirler. örgün eğitimini tamamlamamış olabilirler çünkü örgün eğitimin boş ve gereksiz olduğunu düşünürler. Kariyerleri yoktur çünkü kibirli ve salak insanlara tahammül edemezler. İnsanlarla anlaşamazlar. Anlaşılamazlar. Gel gelelim zihinsel ve duygusal yetenekleri ortalama bir insanın en az 10 katı gelişmiştir. Donanımlı, derin, özel, farklı, ahlaklı, merhametli, vicdanlı, nazik, ince, hassas, duyarlı insanlardır. İnsanları kolayca tanırlar.

Özgün Fikir

Anneme derinden gelen bir saygı duyarım. Kendisinin onuruna, zihnine, yüreğine, aklına ve bunlardan ötürü onun kişiliğine saygı duyarım. Annem gibi bir şahsiyeti gerçek anlamda tanıyan herkesin ona saygı duymaması mümkün değildir. O gerçek, canlı, has bir kadındır. Bu dünyada hiçbir şey zihnimdeki, düşüncelerimdeki, hayallerimdeki şeylerden daha güzel değildir ancak sadece o düşüncelerimdeki şeylerle aynı güzelliktedir. şimdi bana sorsalar, "bu dünyaya tekrar geleceksin, bir insanı yanına alma şansın var, bu kim olurdu?" bunun cevabı annem olurdu.

Annem, benim annem olmasaydı da onun ablam, komşum, akrabam, öğretmenim ya da teyzem olmasını, yani hayatımın bir yerine çocukluğumdan itibaren girmesini isterdim. Annem gibi bir şahsiyetin benim annem olması başıma gelmiş en güzel şey. Onu annem olarak da seviyorum, bu kişilik özelliklerine sahip bir insanın benim annem olmasından dolayı da seviyorum.

Annem bana anne oğul arasındaki çizginin bozulmaması için disiplini de öğretmiştir. Bazen sert ve otoriterdir. O inceliğe bulanmış dosdoğru bir insandır. Değerlerimin bir parçasıdır. Annemle olan güçlü ve derin bağım sanki bu dünyaya ait değil.

***

İlkokulun ilk yıllarında etkinliklerin ve tiyatroların yapıldığı, izletilerin sınıfça izlendiği salonda can dündar'ın sarı zeybek belgeselini izlemiştik. O zamanlar mustafa kemal'i çok tanımıyordum. Her yerde o vardı, heykelleri, fotoğrafları, sözleri. Andımız vardı, atatürkçülüğün zihinlere işlendiği. İlkokul işte, sürekli...

Özgün Düşünce

Hayat, hem dikenleri olan bir kaktüs, hem de burcu burcu kocan bir çiçektir. İnsanın başına her an, değerlendirilmesi gereken güzel bir fırsat ya da evini başına yıkan bir musibet gelebilir. Hayat her şeye rağmen güzel. Serendipity, hayat denen yolculukta özel ve güzel insanlar tanımaya denir. Yani siz buna göre bi şekilde karşınızda farklılık sahibi insanlarla karşılaşıyorsunuz. O insanlar size dokunuyor, siz onlara dokunuyorsunuz. Onlarla kuvvetli ve derin bağlar içinde oluyorsunuz.

Seredipity bir yetenektir. Güzel ve özel insanların insanın karşısına çıkması, bu konuda şanslı olma durumudur. Bu özelliğe sahip olan bir insan olarak hiç sevgiliye ihtiyaç duymadım. çünkü benim için hayatın anlamlarından biri olan "derin diyalogları" bir çok insanla gerçekleştirdim. Benim 10 yıl önce çok arkadaşım vardı, hatta 7 yıl önceki son sevgilimle gerçekleştiremediğim derin ve zekice diyalogları bir süre sonra bana aşık olan ama benim arkadaşça hislerimden dolayı karşılık vermediğim bir kızla gerçekleştirdim. Cinsiyetten bağımsız, insan psikolojisinin, sosyolojik çıkarımların, zihinsel kapasitenin sınırlarında gezdiğim, entelektüelitenin de üzerinde olan diyaloglar, konuşmalar, sohbetler gerçekleştirdim arkadaşlarımla.

Bu denli derin etkileşim içindeyken sevgiliye ihtiyacım olmadı. çünkü bence bir ilişkinin temeli ne cinsellik, ne gezmek, ne statü, ne de zenginlik. Bi ilişkinin temeli iletişim kurabilmekti. Buna zaten sahipken bir arayış içinde olmadım. Hem benim maddesel ve...

Özgün Düşünce

Toplumun zayıf addettiği özelliklere sahip, lakin onların sahip olduğu şeylerden farklı şeylere sahip olan, bazı konularda diğerlerinden eksiği, bazı konularda fazlası olan ve içten içe bu eksiklik ve fazlalıkların bir güç olduğunu bilen insandır. çünkü eksiklik kimi zaman dar kafalılık, kimi zaman kabalık, kimi zaman şiddete meyilli olma durumu; fazlalıksa kimi zaman akıl, kimi zaman nezaket, kimi zaman tevazu. Belki de çözülmesi zor olanlardır en çok ezilenler. Derin insanlar, onlarla ilgili aptalca olan her bir tespit ve çıkarımın gerçekten son derece uzak olduğunu bilen insandır. Toplumun onun zayıf diye yaftaladığı şey derin bir yürektir belki de. çünkü yaşadıklarım bana gösterdi ki duygusal, derin, değerli, hassas bir kalbe sahip insana zulmedenler güce taparlar.

Toplumun zayıf addettiği ama aslında gerçekte anlamı olandır değişmemek. Bu durum onu pratik beceriden ve hükmetme gücünden ve yetkisinden alıkoysa da yine de kendi içinde koca bir dünyayı ve içindeki her bir insanı kalbinde taşır. Herkese yetecek kadar sevgiye sahip olmanın ağırlığıyla yaşar. Onu bilgeliğe götüren tüm donanım ve anlayış onu gerçek bir insan yapar.

Özgün Düşünce

Güzel insanlarla karşılıklı düşünce ve fikir üretmek, analiz, çıkarım ve tespitlerde bulunmak.

Bir insanın ruhumu doyurmasından ve bir insanın ruhunu doyurmaktan aldığım hazzı hiçbir şeyden alamıyorum. Bu da genel olarak ahlaklı, dürüst, zeki insanlarla mümkün oluyor. Ahlaksız, iffetsiz, karakteri zayıf bir insan beni sevse de etkilenemiyorum. O insanla eğlenceli bir sohbet edemiyorum, eğlenemiyorum.

Güzel bir insanı ne kadar iyi, çok ve sağlıklı tanıyorsam, o insanla o kadar güzel ve nitelikli eğleniyorum.

Benim için eğlenmek, ahlaklı, nitelikli, zeki insanlarla karşılıklı duygu, düşünce, fikir alış verişi yapmak, sanat, felsefe ve ilimden konuşmaktır. Fakat yeni tanışılan bir insanla öyle bir kimya yakalanır ki, yıllardır tanıdığım insanlarla öyle güzel bir sohbet etmemişimdir mesela.

Güzel bir insanla (manevi bir güzellik) bir dünya oluşturmayı, o evrenin içine kendimi, onu ve istediğim diğer herkesi ve her şeyi koymayı seviyorum. Böyle bir dünyada atmosfer kendiliğinden oluşmaya başlıyor. Ambiyanstan kendim de etkileniyorum. Bu ikilinin güzel bir şarkısı oluyor. Nitekim bir çok kere farklı bir dünya oluşturmuşumdur bir çok insanla. Kendi başıma vakit geçirmeyi de bilen bir insanım ve yıllardır yalnız bir hayat yaşıyorum. Fakat en güzel, iyi ve nitelikli eğlencem, masum, saf, temiz, ahlaklı, zeki, nitelikli insanlarla paradan, güçten, maddiyattan, gündelik hayatta maruz kalmak zorunda kaldığımız şeylerden uzak, özgün...

Özgün Düşünce

Niteliksiz şeyleri tüketmek kötüdür. İnsan, kendisini geliştiren şeyleri tüketmeli. Güzel, zevkli ama vasat şeylere talep göstermemeli. Nitelikli şeyleri nasıl anlarız?

Sanatın en iyi tanımı duygu ve düşüncenin seyirciye, okuyucuya ya da dinleyiciye nitelikli ve yoğun bir biçimde aktarılmasıdır. Bu duygu ve düşünceler samimi olarak aktarılıyorsa, estetik değer taşıyorsa, duygular ve düşünceler tüketicinin kalbinde ve zihninde hissediliyorsa, ortada nitelikli bir sanat vardır.

Eğer fantastik bir yapımdan bahsediyor olsak bilse, eser kendi içinde gerçekçiyse, tüketilmelidir. Ancak her gerçekçi eser tüketilebilir diye bir kaide yoktur. Sanatı nitelikli bir şekilde icra eden, ilk maddeye uyan eserler gerçekçiyse, işte o zaman o eser daha da nitelikleşecektir. Daha da güzelleşecektir. Gerçekçilik, her türlü sanat eserinde önemli bir rol oynamaktadır. Mantık hatalarıyla dolu bir eser tüketilmemelidir ve eser değildir, sıradan bir yapımdır.

Eğer bir eser, belli konularda seyirciyi o şeyi araştırmaya yöneltip bilgilendiriyorsa, bu önemlidir. Ancak gerçekçiliği kaybetmemek kaydıyla. örneğin lost merak uyandıran, bilim barındıran bir dizi ancak seyirciye hiçbir şey katmaz. Estetik değeri düşüktür, gerçek sanatı tatmamış insanların hayran kalacağı bir dizidir. Breaking bad güzel bir örnek bu konuda. Bir sanat eseri olarak breaking bad, ince bir dizidir. Seyirciye bir takım bilimsel şeyler öğretir ve merak uyandırtır. Bilim, bir sanat eserinin içinde yapay değil, doğal olmalıdır....

Özgün Fikir

Alkol, cinsellik, bar, gece kulübü, genelgeçer eğlence anlayışı, sosyalleşmek ve benzer şeylerden izole olma, kişinin kendi içine yönelmesi durumudur. Maddi ve dünyevi istek, arzu ve zevklerden izole olma. Koca bir dünyayı, evreni kendi içinde bulma durumu.

Görüyorsun ki kendini dinlediğinde, kendini anladığında, kendini bulduğunda, kendini bildiğinde, kendini kendine rağmen sevdiğinde maddenin ötesine geçiyorsun.

İçsel keşif bir öz aydınlanmadır, kendine bakarak doğayı bulmaktır. Duygularını, düşüncelerini, fikirlerini, benliğini, doğanı anlamaktır. Başka hiçbir yapay şeye gerek kalmadan kendi doğanı takip ederek yaşamanın mümkün olduğunu öğrenmektir. Düşünerek doğruyu bulmaktır.

İçsel keşif anlamlı, değerli, özel şeylerin peşinden gitmektir ve onlar insanın içinden, iç dünyasından başka bir şey değildir. İç dünyanın keşfi amerika'nın keşfinden daha değerlidir.

Kendini dinle ve anla, iyiliklerini ve kötülüklerini bil, orada gerçek sen yatıyor.