SON DÜŞÜNCELER

Özgün Çıkarım

Dizilere ilgim on yılı aşmış durumda. Breaking Bad, The Wire, Oz, Dekalog, Chernobyl gibi en iyi dizileri (Sherlock, True Detective ve Black Mirror gibi dizileri de izledim) izlemiş biriyim. 2013'te Breaking Bad'in son sezonunu haftalık takip ettim. Poirot diye eski bir dizi var, Türkçe internette az bilgi var; çoğunuz o diziden haberdar değil ama ben biliyorum. 2013 yapımı, 1 sezon süren ortalama bir İngiliz dizisi Dates, yine Türkçe internette dizi ile ilgili az bilgi var, hatta belki internette diziyi bulamazsınız bile, ben o diziyi bile izledim. Seinfeld'leri, The Office'leri, Firefly'ları, Battlestar Galactica'ları, Game of Thrones'ları, The Shield'leri, hepsini biliyorum. Boardwalk Empire gibi bir dizinin The Wire, The Sopranos ve Oz'dan kalan boşluğu doldurabilecek en iyi dizi olduğunu biliyorum. Seinfeld'in The Office ile birlikte en iyi komedi dizisi kategorisini paylaştığını, ancak Seinfeld'in az bir farkla daha iyi olduğunu biliyorum. Üstelik hakim olduğum alan sadece Amerikan ve İngiliz dizileriyle sınırlı değil. Biri Danimarka olmak üzere iki Avrupa dizisi olan The Killing ve Bron/Broen'i de biliyorum.

How I Met Your Mother'ın Friends'in çakması olduğundan, Prison Break'in ilk sezonunun aksiyon severleri tatmin edecek düzeyde olduğundan lakin 1. sezondan sonra bozduğundan, The Walking Dead'in muhteşem bir ilk sezona sahip olmasının ardından sezonlar ilerledikçe bozmasından (çünkü...

Özgün Çıkarım

Breaking bad, the wire, the sopranos, oz, dekalog, chernobyl, ve hatta sherlock 2. Sezon 1. Bölüm, true detective 1. Sezon, black mirror ilk 2 sezon gibi sinemada bile örneği nadir olan ve sinema filmlerinin çoğundan da daha kaliteli boyutlarda olan bu dizileri izlemek insana entelektüel anlamda katkı sunar.

The wire, hem gerçek hayattaki suçun ve bürokrasinin röntgenini çeker, hem de "artık büyüdün ve gerçek bir şeyler görmelisin" mottosuyla gerçeği, gerçeği ve sadece gerçeği ortaya koyar.

Breaking bad sanatın televizyondaki en uç örneğidir.

Dekalog varoluşsal bunalımın gelebileceği zirve noktadır.

True detective felsefi olarak televizyonun tepesindedir.

Diye gider bu.

özellikle the wire gibi bir şeyin sinemada bile karşılığı yok.

Ancak eğer prison break, lost, the walking dead, fringe, supernatural, teen wolf, the vampire diaries gibi hiçbir katkısı olmayan dizilerden bahsediyorsan bir şey diyemem. örneğin netflix bir kaç güzel iş dışında hormonlara hitap etmekten başka bir şey yapmayan şeyler çekiyor. O başka. Ancak yukarıdaki diziler ve onların türevlerinin insana yaşattıklarını 10-20 film dışında hiçbiri yaşatamıyor. Haliyle dizi izleyenlerin zeka seviyesine yapılabilecek yorum, sadece sizin dizilerle ilgili hiçbir şey bilmeyen cahil ve bir de ön yargılı tipler olduğunuzu gösterir.

Özgün Çıkarım

Bir hayli zordur. Bir oyuna türkçe yama yapmak, bir diziye ya da filme alt yazı yapmakla aynı şey değildir. örneğin the witcher 3 gibi bir oyuna türkçe yama yapmak için, öncelikle oyunun dosyalarını açabilecek bilgisayar programcısına ihtiyaç vardır. Bazı dosyalar bir kaç saat içinde, bazıları bir kaç hafta içinde açılabilir. Diyelim ki dosyalar açıldı, oyunu çevirecek ekibin o oyunu başından sonuna kadar, her bir ana görevi, yan görevi tamamlamış, her npc ile konuşmuş, gidilmemiş yer bırakmamış olması; oyuna yüzlerce saat harcamış olması gerekir. Oyunun ruhunu anlayamadan o oyunu türkçe'ye çeviremezsin. Sonra the witcher 3 gibi bir oyunu her çevirmen de çeviremez. çünkü bu oyun ileri düzeyde ingilizce gerektirir. Terimlere hakim olmayı gerektirir. The witcher 3 ya da skyrim'i çevirirken çeviri ekibinin birbiriyle koordine halinde olması da gerekir. çeviri bittikten sonra ekipten bir kaç kişi (onlara test ekibi diyoruz), oyunu %100'e yakın olacak şekilde, bütün ana görevleri ve yan görevleriyle bitirmesi, bitirirken de çevirilere adapte olup yakaladığı hataları kenara not etmesi gerekir.

Türkçe yamayı planlanan günde yayınlamalısınız. Yoksa çeviri planlanan günde çıkmamışsa kitleniz size küfür ve hakaret bile edecektir. çünkü oyuncu kitlesinin en az yarısı, dünya genelinde leştir.

Bazen çevirmen meşgul oluyor, kendi hayatıyla ilgilenmesi gerekiyor, süre uzuyor. Ve bir oyunu...

Özgün Çıkarım

Televizyonlar,telefonlar...Artık herşey çok hızlı akıyor. Bir insana artık 24 saatin yetersiz gelmesi çağımızın kronik sorunu. İnsanlar artık günlük işlerini bir güne sığdıramıyor. Akşam işten geliyosun bir dizi film izlicen bi bakmışsın gün bitmiş.Bunu daha yemeği,bulaşığı,çamaşırı felanda var.