Bekâ
Beka; devletlerin, siyasi kişiliklerin, hükümetlerin vb. tekelinde barınan bir olgu olmaktan çok daha derin ve anlamlı bir kelimedir. Ölmezlik, ölümsüzlük, kalıcılık, süreklilik, sonsuzluk gibi anlamlara gelen bu kelime, siyasi bir konjonktür olmaktan çok daha öte bir şeydir.
Bir takım devlet adamlarının çıkıp her fırsatta haykırdığı için insanlara içi boşaltılmış bir kelime olarak gelebilir, ancak bu kelimeyi belli bir kitleye mal etmek büyük bir yanlıştır.
Bekanın ne denli önemli bir olgu olduğuna dair şöyle bir örnek verebilirim:
Akademi kavramı bugün bilimin yuvası olarak geçer. Ancak akademi, ilk olarak Antik Yunan filozoflarının öğrencilerine bir şeyler öğretmek, onlara ders vermek için kurdukları felsefi bir kavramdı. Yani akademiyi filozoflar kurmuştur. Daha sonra bilim bu kavramı alıp kendisi için kullanmıştır ki doktora yapanlara filozof belgesi (Ph.D.) verirler.
Felsefi anlamda ilk akademiyi kimin kurduğunu bilmiyorum ancak diyelim ki ilk akademiyi Sokrates kurmuş olsun ve Sokrates kurduğu bu akademiye kendi ismini vermiş olsun: Sokrates Akademisi. Sonra bu akademiye bazı çeşitli öğrenciler almış olsun, onlara ders vermiş olsun. Akademi her geçen gün büyürken, öğrenciler artarken Sokrates gibi filozoflara ihtiyaç duyulacaktır. Sokrates öğrencilere uygun başka filozofları, kendi ismini almış olan akademiye kazandırmak için bir testten geçirmiş olsun. Böylelikle akademi 85 öğrenci, Sokrates ile birlikte 5 filozof barındırıyor olsun.
Herkesin bildiği üzere Sokrates infaz edilmiştir, öldürmüşlerdir kendisini. Sonra onun kurduğu akademi her geçen yıl daha da büyümüş, büyümüş ve sadece Antik Yunan topraklarında değil; Avrupa'da, Anadolu'da, Kafkasya'da, her yerde prestijli bir okul olarak adlandırılmaya başlanmış olsun. Çin'den gelen insanlara bile yer veren bu akademinin ismi ise hâlen daha "Sokrates Akademisi" olsun. Ve bu akademinin tedrisatından geçen pek çok öğrencinin, ileride öğretmenlerine (yani Sokrates'e) övgülerde bulunduklarını düşünelim. Sokrates, ölmüş olmasına rağmen, her geçen gün daha da popülerleşen bir insan hâline gelmektedir felsefe çevrelerinde.
Sokrates'in kalbi hâlen daha atmıyor olsa bile Sokrates gerçekten ölmüş müdür?
İşte beka budur.
Düşüncelerin, fikirlerin, kurduğun yapılar, ismin yaşıyor; dünyanın dört bir yanında anılıyor ancak kalbin atmıyor, ruhun bedeninde değil. İşte beka budur. Gerçek beka budur.
Türkiye siyasetçileri beka kelimesini Türkiye devleti için kullanırlar ancak onların kullandığı beka kelimesi materyal bir anlam taşımaktadır. Yani Türk ordusu, Türk milleti bu devleti kendilerinin ölümü pahasına koruyacaklarını anlatan bir bekadan bahsediyor onlar.
Benim bahsettiğim beka -yani gerçek beka- Türkiye siyasetçilerinin kafalarının basmadığı, bunun hayalini bile kuramadıkları beka; bir devletin sona ermesinden sonra bile dünyanın geri kalanına sundukları medeniyetten, bilimden, sanattan, teknolojiden, edebi eserlerden dolayı bahsi geçen devletin tarih sahnesinde isminin her zaman anılacak olmasıdır.
Dostoyevski ölmüş müdür? Hayır ve muhtemelen bu dünya yok olana dek ölmeyecektir çünkü herkes onu okumaya devam edecek.
Hakeza Fatih Sultan Mehmet ölmüş müdür? Hayır, İstanbul Türklerin olmaya devam ettiği sürece ölmeyecektir.
İlk düzenli orduyu kuran Mete Han ölmemiştir çünkü onun kurduğu sistem milenyumlardır kullanılmaktadır ve görünen o ki kullanılmaya devam edecektir.
Öyle bir kitap yazarsın ki klasikler arasına girer. Sen öldükten sonra bile milyonlar onu okumaya devam eder, ismin bir yerlerde geçmeye devam eder, birileri seni düşünür, birileri seni hatırlar.
Veyahut da yaşadığın bölgede bir itibarın vardır; insanlar seni sorunlara tanı koyan, çözüm üreten, kafası çalışan değerli bir insan olarak görüyordur. Sen öldükten sonra bile o civarda seni hatırlamaya devam ederler.
Beka budur. Kalbinin sonsuza kadar atması, bilincinin sonsuza kadar yaşaması, sonsuza kadar nefes alıp vermen değil. Ölümsüzlük; bedeninin mezarda deforme olduktan sonra bile seni hatırlayanların, düşünenlerin, zihninde ve kalbinde yaşatanların olmasıdır.
Bu minvalde bir kişinin bütün bir dünyaya, bütün bir medeniyete, bütün bir insanlık tarihine karşı ortaya koyduğu şeylerin sonucunda o kişinin bedenen ölümünden sonra oluşacak olan bekası, bir devletin yıkılıp yerine yenisinin kurulmasından daha büyük olabilir. Çünkü örneğin Haiti ya da Papua Yeni Gine gibi devletlerin, insanlık tarihine katkı yapmadıkları sürece ölmesi ya da yaşaması önemli değildir.
12 görüntüleme
Yorumlar
Giriş yap ya da üye ol yorum yapabilmek için.
Yorumlar yükleniyor...