The Godfather Üçlemesi
Fikrimce üç film içinde en iyi oyunculuğu yapan Marlon Brando.
En iyi oyunculuğun sergilendiği sahne ise Don Vito Corleone'nin düğünde odasına gelen levazımatçının Vito'nun kulağına eğilip bir şeyler söyledikten sonra, Vito'nun sol el parmağını yüzüne yakın tutması ve o sırada Vito Corleone'nin gözlerinin levazımatçıyı takip etmesiyle levazımatçının nerede durduğunu, kamera levazımatçıyı göstermeden de anlıyor oluşumuz; üçlemenin en iyi oyunculuğuydu.
Al Pacino ilk filmde muazzam oyunculuk yapmış. İkinci filmde ise Robert De Niro da bu oyuncular arasında hiç sırıtmamış. Hatta şunu söylemek yanlış olmaz: Biri Robert De Niro, diğeri Al Pacino olmak üzere sinema tarihinin en iyi iki oyuncusunun buluştuğu dört filmden en iyisi: The Godfather Part II.
Özellikle The Godfather'ın ilk filmini, sadece sinemanın en iyisi olarak değil, aynı zamanda bütün sanat dalları içerisinde en tepelere yerleştiririm. Bunun edebiyat versiyonu ise Karamazov Kardeşler. Her ikisi de aşmış iki sanatsal yapıttır ve bunların üzerine çıkmak inanılmaz zordur.
Kendim 12-13 yıldır kısa filmler çeken bir yönetmen olarak, kendi sanatıma en yakın film, The Godfather'ın ilk filmidir.
İkinci film teknik açıdan birinci filmden daha iyi olsa da, birinci film sanatsal anlamda üzerine çıkılmasının bir hayli zor olduğu bir filmdir.
Eğer üçüncü film, tıpkı birinci ve ikinci film arasındaki gibi, iki yıl süreyle piyasaya çıksaydı; yani 1972 (ilk film), 1974 (ikinci film), 1976 (üçüncü film) olarak yayınlansaydı, üçüncü film de IMDb Top 250'de ilk 10'a girebilirdi. Aradan geçen 14 yıl, üçüncü filmin kalitesinden pek çok şey götürmüş ve bu durum "masterpiece" diyebileceğimiz ilk iki filmden sonra, 4K çözünürlüklü bir videodan sonra 1080p videoya geçmek gibi oldu. Aslında 1080p de kötü değildir, bunu bilirsiniz; ancak 4K'nın hissettirdiklerinden sonra 1080p'de piksel saymaya başlarsınız. İşte üçüncü filmle ilk iki film arasındaki fark budur.
IMDb Top 250'de The Shawshank Redemption'ın olması, ilk iki The Godfather filmine yapılan bir haksızlıktır. Bana kalırsa ilk iki The Godfather filmi, sırasıyla sinema tarihinin en iyi birinci ve ikinci filmleridir.
Üçleme; The Godfather evreninde ileride yaşanabilecek olay ve durumlarla ilgili kendi kendine gönderme yapar. Portakalla bir şekilde aynı kadrajda bulunmuş karakterlerin başlarına bir şeyler gelir. The Godfather'ın portakal ile ilişkisini Google'a sorarak bulabilirsiniz.
Muhtemelen; bana öyle geliyor ki, Michael Corleone'nin ikinci filmde eşine attığı tokat gerçekti. Yani Al Pacino rol değil de gerçekten tokat atmış gibiydi.
Üçlemedeki bütün ölüm sahneleri, sinema tarihinin en doğal ve en gerçekçi ölüm sahnelerinden.
İlk filmde evine poster diye asabileceğin muazzam kamera açıları var ki ben de bir yönetmen olarak her zaman kamera açılarının bir filmin en önemli tarafı olduğunu söylerim. Mesela benzer ancak özgün kamera açıları TV'nin en iyi dizisi olduğunu düşündüğüm Breaking Bad'de de var.
"Ailesiyle zaman geçirmeyen adam asla gerçek bir adam olamaz" diyordu Don Vito Corleone ilk filmde. Bu üçlemenin ana fikirlerinden biri aslında.
İkinci film ise fakirliğin bir insanın hayatına katabileceği manevi iyilik ve güzelliklerden bahsediyor.
Özellikle ilk iki film, dünya üzerinde yazılmış kitapların ve çekilmiş filmlerin içinde geçen ana fikir ve alt metinlerin çoğunu içinde barındırıyor.
0 görüntüleme
Yorumlar
Giriş yap ya da üye ol yorum yapabilmek için.
Yorumlar yükleniyor...