Özgün Fikir

Meritokrasi

Hayalimdeki meritokrasi sistemi, zekaya, liyakata, onura, adalete ve ahlaka dayanan meritokrasidir. Eğer bu sistem yeteneği olan zeki fakat ahlaki olarak zayıf insanlardan oluşursa işe yaramaz. üzerine yıllar boyunca düşündüm ve bir zemine oturtmakta zorlandım. Bugün içerisinde bulunduğumuz toplumun en çok ihtiyaç duyduğu yönetim şekli meritokrasi. Hitler'in generalleri meritokrasi sistemine çok yakındı. çünkü çoğu yetenekli generallerdi ve savaşta almanya'yı ileri taşıdılar. Abd'nin geçmişinde abraham lincoln gibi liyakatli ve ahlaklı bir adam vardır mesela. Liyakat tek başına çok bir anlam ifade etmiyor. Liyakatli ve ahlaklı demek daha doğru olur. Abraham lincoln köleliğe karşı savaşmıştır. Hayalimdeki meritokrasi yönetimi, bırakın tek bir hayvanın canına zarar gelmesinden, tek bir ağacın bile kesilmesinden imtina eden liyakat ve ahlak ikilisinden oluşuyor. Zeki ve ahlaklı insanların yönetici olduğu, yönetici olmayan halkın en tepesinde onurlu insanların olduğu bir sistem. Onurlu insanlar kadar münevver insan topluluğu yoktur çünkü onurlu insan savunduğu ahlaki değerler uğruna ölümü bile göze alabilir. Zeki insan korkabilir yeri geldiğinde, ahlaklı insan da öyle, fakat onuru için yaşayan onuru bütün insanları pes ettiremezsin. Değerlerini her şeyden önemli görürler. O değerler içerisinde doğru bulduğu bu yönetim şekli de var. Meritokrasi ile sistem kendi yaşamını fevkaladesiyle sürdürecektir. çünkü hayalini kurduğum bu yönetim şeklinde eğitim, çocukların yeteneğinin ve ilgisinin neye olduğunu bulup alanına yönlendirecektir. Yazar, bilim insanı, sanatçı. Sadece o alanda eğitim verecek, gereksiz her dersi öğretmeyecek. çocuğun yeteneğini pekiştirip onu bu alanda yetiştirecek. Fiziğe ilginiz yoksa fizik dersi görmeyecekseniz. En değer verilmesi gereken çocuklar. Onlar geleceğimiz, hayatımız. Atatürk'ün en sevdiğim sözü "vatanını en çok seven işini en iyi yapandır." işini iyi yaptıkça değer katarsın. Yaptığın iş/ürün dünya çapında bilinir. Kaliteli iş/ürün yapan, işçisinin emeğini fazlasıyla veren her kurum, kuruluş zenginleşebilir. çünkü orada ahlak vardır. Meritokrasi buna izin vermeli ve desteklemelidir. Hayalini kurduğum sistem budur. Ahlak deyince yanlış anlaşılmasın. Her vatandaş başkasının özgürlüğüne ket vurmadığı sürece, halkı açık bir şekilde kötü şeylere teşvik etmediği sürece istediği eylemi yapmakta özgür. Fakat hiçbir halk ülkesini yöneten insanların her gün bar, pavyon gezmesini, farklı kadınlarla düşüp kalkmasını, hiç ayık olmamasını, zevk peşinde koşmasını istemez. Hiçbir halk böyle insanlar tarafından yönetilmek istemez. Ahlaki değildir ve meritokrasi sisteminde yeri yoktur. Hayalini kurduğum bu sistemde en tepede bir yönetici, altında da eşit yöneticiler var. Bugünkü cumhurbaşkanlığı ve bakanlık sistemi gibi. Bu yöneticilerin nazarımda yüksek lisans, doktora yapmış olmalarına gerek yok. Bu konudaki bilgi ölçüm sistemi diplomaya bakmaz. çünkü en iyi sanat eserlerini çıkaranlar sanat alanında çok büyük tahsil yapan insanlar değil, aksine çoğu o konuda eğitim almayanlar. Ben yeteneğe, ahlaka, zekaya ve tutkuya bakıyorum. En iyi eserler tutkuyla ortaya çıkmışlardır. Dostoyevski herhangi bir sanat okuluna ya da yazı okuluna gitmemiştir fakat karamazov kardeşler gibi dünyanın en önemli eserlerinden birini çıkarmıştır. Sigmund freud sadece bir psikologdu. Bugün bazı çevrelerce sigmund freud çok kaale alınmaz fakat günümüz psikoloji dünyasını çok etkilemiştir. örnekler çoğaltılabilir. En iyi eserler zeka ve tutku birleşiminden çıkar. Meritokrasi hayalini kurduğum yönetim şeklidir ve baştan aşağı her şey onur, zeka ve ahlak üçlemesinde dizayn edilir. Herhangi bir kamusal alana bile isteye en ufak bir zarar verenin ciddi cezalar alacağı, nepotizm ve torpilin olmadığı, kimsenin para ve güçle hiçbir şey elde edemediği, sadece yetenek, zeka ve ahlakın geçerli olduğu, halkın bütünüyle eşit olduğu bir sistemdir.
6 görüntüleme

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...